YAZILAR

31/Mayıs/2018 - 16:00

Halkımız ekonomi konuşmayı çok sever ama belirli birkaç alana sıkıştırarak. Ben bunu öncelikle “cep ekonomisi” daha sonra da “ne olacak bu Türkiye’nin hali ekonomisi” olarak iki gruba ayırıyorum. Konuşmaların içeriği birkaç kısıt üzerine yoğunlaşıyor: döviz, faiz ve paranın adresi.

Öte yandan bir ekonomist, ekonomik sarsıntıya daha çok yapısal ve uzun dönemli bakar ve ne olacaktan çok ne oldu da böyle oldu ve ne yapmamız gerekir sorularını...

28/Mayıs/2018 - 14:33

Sabah sabah iki güvercin gelmiş balkona birbirlerine kur yapıyorlar.. Onlar da üremek, emek sarf edip karın doyurmak ve geleceğe güvenle bakmak istiyorlar. Ha bu “kur” bildiğimiz döviz kuru değil, aksine her soyun devamlılığını sağlayan birey yetiştirme kuru tarzından bir şey.

**

Malumunuz demek isterdim, ama hala kabullenemediğimiz bir ekonomik bir sarsıntı geçiriyoruz. Her zamanki gibi süreci siyasi alanda konuşup orada...

22/Mayıs/2018 - 11:16

Finansal piyasalardaki oynaklığın gelişmekte olan ülkelere verdiği zararın analizi oldukça ayrıntılıdır. Üretimle yarattığınız değerin birkaç ay içinde yok olması veya erimesinin nedenlerini hem içsel hem de dışsal sorunlarda aramak gerekir. Bu gereklilik aynı zamanda her bir ekonomik döngüden öğrenmeyi ve bir daha böyle zararların oluşmasını engellemeyi de kapsar. Diğer bir deyişle, “başımıza gelenden olumsuzluklardan öğrenme” bir dahaki ağrıları daha hafif atlatmamıza neden olacaktır....

21/Mayıs/2018 - 11:15

Sanki bir kadermiş gibi her birkaç yıla bir döviz piyasasına bir saldırı gerçekleşir ve yıllarca ürettiğimiz ve biriktirdiğimiz varlığımızı silip süpürür. Bu yetmiyormuş gibi, zaten uluslararası ticaret kanalıyla daha çok başkalarının katma değeri için yaptığımız uğraşların gerçek değeri de azalır, diğer bir deyişle, ihracatımız ucuzlar, ithalat daha pahalı hale gelir. Peki neden böyle bir süreci yaşarız? İki gün sürecek yazı dizimizde neden, sonuç ve çözümleri ile bu soruya yanıt bulmaya...

14/Mayıs/2018 - 12:21
Ülkelerin finansal piyasalara açıklığı hem faydaları hem de riskleri beraberinde getirir. Sanki bir alın yazısı gibi, ekonomiler her 4-5 yılda bir durgunluğa girer, tekrar çıkar ve dengeler yeniden oluşur. Ama gelişmekte olan ülkelerde ise durum biraz daha can yakıcı olabilmekte ve bu periyoda ek olarak onlar ortalama 10 yıllık dilimlerde ağır ekonomik koşullara maruz kalmaktadırlar. Bunun bir tekrar eden kader mi yoksa yanlış uygulamaların mı sonucu olduğunu irdeleyeceğiz bu kısa...
07/Mayıs/2018 - 12:58

Bölgesel kalkınmada hem işgücünün hem de sermayenin rolü yadsınamaz. Aslında tüm üretim süreçlerinde bu böyledir. Tarımsal faaliyetlerde ise kalkınmanın anahtarı niteliğindedirler, fakat açıklanması gereken detaylarıyla..

**

Kuşaklar boyu küçülen araziler, azalan ve yaş yaşlanan köylü nüfusu sermaye yokluğu ve gıda zincirinde yerele hapsolmayla birleşince, zirai faaliyetlerde kelimenin tek anlamı ile “ani duruş...

23/Nisan/2018 - 15:40

Ulusların kalkınmasının kaynağı insan sermayesin oluşma şekli ve ekonomiye yansımasıdır. İnsan sermayesi okullaşma, eğitimin getirisi, fiziksel sermayenin kaynağı, kısaca her şeydir.

Yalın anlamıyla okullaşma oranı ve okulda geçen...

19/Nisan/2018 - 15:36

Her ekonomi belirli zaman dilimlerinde durgunluğa girer, sonra toparlanır ve tekrar büyüme sürecine devam eder. İş döngüsüdür diğer adı… Biraz ülkenin genetik yapısına, çoğu zaman da dış ticarete ve küresel gelir seviyesine ve finansal piyasaların gelişimine bağlıdır.

Ulusal ve uluslararası bazı gelişmeler ekonomilerde ani kırılmalara neden olabilir. Kırılmaların en çok etkilediği maalesef bizim de içinde olduğumuz ve Kırılgan Beşli (...

09/Nisan/2018 - 7:53

İşsizlik ve İstihdam: Bölgesel ve Genel Özellikleri

Ülkelerin zenginliğini ve kalkınmasını belirleyen iki faktör, sermaye ve emek, kendi içinde değişik özelliklere sahiptir. Ekonomideki dengeler değiştikçe bunların davranışlarında bazen farklılıklar bazen de benzerlikler olabilir. Çoğu zaman birbirini tamamlayan zeminde buluşmalarına rağmen, sermaye ve emek özellikle refahın...

03/Nisan/2018 - 12:33

Çok zengin ülke değiliz, öte yandan gelirimiz de azımsanacak seviyede değil..... diğer bir ifade ile orta gelirli bir ülkeyiz. Bizim gibi ülkelerin sahip olduğu hemen hemen tüm hastalıkları da vücudumuzda barındırıyoruz. Hastalıkların yükünün ağırlığı ve sürekliliği ise çoğu kendi bünyemizde şekillenirken, diğer bir kısmı dışsal özellikler ile yayılım göstermekte, küreselleşmenin değişik kademeleri ile ekonomimize enjekte edilmektedir.

Bugün bizim gibi kalkınmakta olan ülkelerde iç ve...

Sayfalar

YAZILAR beslemesine abone olun.